Şöyle bir göz atalım, saygı değer akademisyenlerimize:
Mehmet ARSLANOĞLU : Kendisinden ders aldım, derslerine gittim. Sınıfa girer, kitabını açar, direk anlatmaya başlardı. Pek selam, sabah, girizgah yoktu. Öğrenciye bakmadan anlatırdı, kitabına bakmasa bile gözleri hep önündeydi. Odasına gidersin, yine aynıdır. Çok fazla yüzüne bakmaz. Ama bilgi birikimi, yönlendirmesi, ders anlatımı iyiydi. Ders içinde verdiği örnekler araştırmaya sevkedici cinstendir. Spartaküs isyanının en büyük (150 bin) köle isyanı olması gibi. İtalya'da siyasi birliğin henüz oluşmamasına örnek olarak "Arjantin-İtalya maçında, bazı İtalyan taraftarların (Napoli taraftarları) kendi milli takımları değilde, kendi kulup oyuncuları Diego Armando Maradona için Arjantin'i desteklemesi" olayını vermiştir. Danışman hocamdır.
Hüseyin ŞAHİN : Bir çok öğrencinin ahını bünyesinde bulunduran hocadır. Ailesi pek çok farklı öğrenci tarafından eğitim-öğretim hayatına dahil olan hocalarımızdan biridir. Kendisinden aldığım 2. sınıf dersini halen veremedim (Eylül 2013) Kısmetse mezuniyetimin uzamasına katkı bulunan hocalarımdandır. Sesi 2. sıraya zor gelmektedir. Oturduğu yerden anlattığı dersi, verdiği bilgileri çok fazla özümseyememekteyiz. Çünkü kendisini dinlemek için ya bir seminerde olacaksın yada özel ders olacaksın. Aksi halde zor. Sınavlarda genelde aynı yada benzer soruları sorar. Ama yinede kalanlar çoğunluktadır. Benden artık bu kadar, emekli olacağım demiş. Bu sene (2013) sonmuş. Kısmetse :)
İbrahim KANYILMAZ : Kendisi tarih olarak biraz eskide kalmış hocalarımızdandır. Farsça mı dersin, Osmanlıca mı dersin, Eski Türkçe mi dersin bilemem. Ama İktisat derslerinde yeni kelimeler öğreten hocadır. "Faraziye" gibi. Daha önce -muhtemelen- hiç kullanmadığınız. Sınavı klasik olmasının yanı sıra, tükenmez kalemle katılma zorunluluğu vardır. Aynı zamanda -sanırsam- 2012 de emekli olup bizleri kurtarmış hocadır.
Feridun YILMAZ : Kendisi mükemmel bir şahsiyettir. Olumsuz bir yorum var mıdır hakkında? Sanmıyorum. Zayıf, uzun boylu, kendine has giyimiyle. Girer sınıfa, önüne düşen saçlarının arasından şöyle bir sınıfa bakar. Eğer sınıf kalabalıksa "sizinle böyle anlaşmamıştık, neden kalabalık geldiniz" der. Çünkü kalabalık sınıfla ders işlenmeyeceğini söyler. Köstekli saatini çıkarıp masaya koyar, kitaplarının yanına. Biraz ders anlattıktan sonra, "birazdan ara vereceğim, umarım dersin ikinci yarısında sayınız azalmış olur" diyerek gülüşmelere sebep olan hocadır. Kendisi "dilediğinizce girip çıkabilirsiniz ders esnasında, çayınızı kahvenizi alıp içebilirsiniz, telefonla uğraşabilirsiniz, yeterki dersi bölecek şekilde ses çıkarmayınız" diyerek ders kurallarını koymuştur. "Hatta isterseniz sigara da içebilirsiniz, benim için sorun yok, fakat devlet tarafından yasaklanmıştır" demiştir bir keresinde. Abartmıştır belki ama samimiyeti gözle görülmektedir. İktisadın felsefik boyutuyla ilgilenmektedir. Dersi anlatırken konu içinde konu anlatır, bazen daldan dala atlar. Aşırı birikimini direk hissedebiliyorsunuz. Çok okumuş, çok birikimi olan bir hocadır. Etrafında olmanız sizlere faydadır. Öğrencilerin klasiklerinden olan son hafta dersi eksiksiz doldurmak alışkanlığı karşısında, derse girer girmez "sınav test olacak, 20 soru, anlattığımızın tamamından sorumlusunuz, şimdi sınav için gelenler ayrılabilir" demiş ve gönüllere su serpmiştir. :) Ders biter, köstekli saatini, alır kitaplarını, alır saçlarını önünden şöyle arkaya doğru. Ve çıkar gider.
Ercan DÜLGEROĞLU : Kendisi arıcılıkla uğraşır. Bunu her halinden anlayabilirsiniz :) Bal satışı da yapmaktadır. Hatta Ercan hoca tez konusu verirken, bu konulara hazırlıklı olmalısınız. Şeker gibi adamdır. Dersleri eğlencelidir. Sıkmadan anlatır. Güzel bağlantılar kurar. Bir gün Kalkınma ekonomisi sınavında şöyle -kahkahaya boğan- bir soru sordu. "Dünya karbon ticaretinde ülkeler ne satar?" şıklar a)karbon b)şarbon c)bonbon d)hiçbiri. Bir süre bir hayli konuşulmuştu bu soru. (cevap: hiçbiri) Hele ki fırsat maliyetini "dışarıda, çamın dibinde uzanan sevgiliniz size mesaj atıyor" diye başlayan bir hikayeyle anlatışı da, dilden dile dolaşmaktadır :) Hüseyin Şahin üniversiteden arkadaşıdır. Sanırız ki Hüseyin Şahin yüksek lisans/doktora için Fransa'ya gittiğinde kendisine bir radyo aldırmış. Zamanın radyosu. 9 kilo ağırlığındaymış. Halen çalışırmış. Muhtemelen bir çok ilginç anıyı bünyesinde barındıran hocadır.
Emin ERTÜRK : "Deli Emin" derler kendisine. Ders almış olmama rağmen kendisini sadece final sınavında "1" kere gördüm. Onda da "vize puanınızı sınav kağıdına yazın" diyerek umut bağlamıştır yüreğimize. Bir hevesle 35 yazılır sınav kağıdına ve umutla beklenir. Final notunun sıfır gelmesine yanmak neye yarar :) Hakkında söylenenleri pek yaşayamadım, hep duydum. Bu yüzden yapacağım yorumlar biraz havada kalabilir. Fakat çok fazla yaklaşılmaması gereken bir hoca olarak duyrulur.
Nalân ÖLMEZOĞULLARI : "Motor Nalan" diye duymuştuk. Bilirsiniz argoda ne anlama geldiğini. Bizde ilk başta öyle sanmıştık. Ki alakası yokmuş. Meğer hızlı konuşurmuş bu hocamız, ondan öyle denirmiş. Hakkattende öyledir. Motor gibi anlatır. Derse gelir, kitap/kitaplarını masaya koyar, ayakta dikilir ve dersi anlatmaya başlar. Kitaba yada başka bir kaynağa bağlı kalmaz. Belli ki kendi alanlarına bir hayli hakim. Kendisinden aldığım ve haylazlıktan kaldığım dersi daha sonra tekrar alışımla birlikte verdim. Kanımca sözel ağırlıklı derslerin alınması daha sağlıklı olacaktır. Grafiklere filan girerse iş sarpa sarar düşüncesindeyim. Ki iktisat dediğin grafikten oluşur.
Hülya KANALICI AKAY : Öyle narin öyle naif bir insandır ki, hocalığına yansımış, bal-şeker olmuştur resmen. Çok iyi bir hocadır. İyi demek yetmez. Birçok kez öğrenciyi mağdur etmemek için ders esnasında, ders anlatırken üzülüp büzüldüğü olmuştur. Öğrenciyi üzmek ve kırmak istemez. Çok zorlamaz. Ama bu öğretmeyeceği anlamına gelmez. İbrahim Kanyılmaz'dan geçemeyenlerin daha sonrasında "hocam tuttuğun altın olsun" diyerek geçtiği hocadır. Hangi dersi verirse versin, gördüğü an zıplanası hocadır. Hemen alın, arkanıza yaslanın ve dersi dinleyin. Eve gelin tekrar edin. Sınava girin, geçin. Aman kolay olsun mantığı ile bu mantık aynı değildir, arada fark vardır. Lütfen o ince çizgiye dikkat edin. Hülya hoca candır.
Nejla ADANUR AKLAN : Hakkında duyulanlardan dolayı hafiften tırsmış bir şekilde derse girersiniz. Fakat dersi dinler ve mütevazi bir şekilde sınava hazırlanırsanız kalmanız söz konusu olmamalı. Derse gider ve aslında öyle olmadığını görürsünüz. Biraz daha üst sınıflara hitap eden bir hoca olmalıdır kanımca. Dersin ortasında birden bağırarak ders anlatmaya başlar, istifini bozmadan. En sonunda biri dayanamaz ve "hocam neden bağırıyorsunuz" der. Oda 1. öğretimlere olan isyanını dile getirir. Meğer onlardan ötürü imiş. :)
Metin ÖZDEMİR : Nasıl anlatsam nerden başlasam bilemedim. Bu fakültedeki en favori hocamdır diyebilirim. (M. Ozan Başkol ile birlikte) Çok iyi ders anlatır. Dersi sevdirir, kendisini de sevdirir. Anlattıklarını da dinletir. Dersleri çok güzel geçer. Sıkılmazsınız. İktisadın günlük hayatımızla bağlantısını kurarak, ona uygun örnekler vererek öğrencilerin derse olan ilgisini artırır. Dönemin ilk dersine gelen 3-5 kişiye 10'ar puan dağıttığı doğrudur. İmza toplar, imzalara göre sınav puanınıza ilaveler yapar. Adaleti sağlamak adına imza kağıdını en son eline alıp yoklama yaptığı da olmuştur. Derse katılıma çok önem verir. Katılımı artırmak için derse katılanlara puan verir. Bir gün sınıfa girip, kürsüye çıkıp, kitaplarını bırakıp, "sınav yapıyorum" dediğinde şaşırmamalısınız. Buna hazırlıklı olmalısınız. "Quiz" performansını da final kağıdına yansıtır, ilave puan olarak. Sınav sorularını anlayabilen zaten yapabilmektedir. Anlayabiliyorsanız geçme şansınız vardır :)
Hep şikayet ederler Metin hocadan. Çünkü sınıf ortalaması oldukça düşüktür. Sınavda tam çözüm ister. Bu yüzden yarım yamalak çözümlerimiz çok fazla anlam bulmaz. Sınavda yapacağımız hataları bize günler öncesinden söylemiş ve sınav anı geldiğinde o hatalar birer birer gerçekleşmiştir. Sonra sınıfa gelip, "size yapacağınızı söylediğim hataları yapmışsınız" der :) Yanlış bilmiyorsak efsanevi iktisat profesörü Zeynel DİNLER'in asistanlığını yapmıştır. Bu yüzden çok sağlam temelli bir hocadır. Onun kitabını işler derslerinde. 3 yıl önce, hocanın odasına gidip, "hocam ben iktisat mezunu değil, iktisatçı olmak istiyorum" demiştim. Bu çok hoşuna gitmişti. Hemen bana birkaç kitap ismi verdi, bunları oku, şu şu gazete yazarlarını takip et, örneğin MB politikalarını takip etmeye çalış gibi tavsiyelerde bulundu. Bunları yaptıktan sonra ben sana 10 kitaplık bir liste vereceğim. Onları da okuyacaksın, sonra belli analizleri kendi başına yapabilecek duruma geleceksin, dedi. Bir hayli motive olup odasından çıktım, "Finansal Krizler ve Türkiye" kitabını aldım. Ha okudun mu derseniz? hala başlamadım :) Diyeceğim o ki, öğrenciyi mağdur etmemek için uğraşır, öğrencinin yanında olur. Destekler ve geliştirmeye çalışır. Kendi ağzından çıkan cümlesidir: "Geçen yıl final sınavında 17 puana kadar tamamladım" Yani final notunuz vizeye göre yüksek ise, bir gelişme söz konusu ise, hoca ek puan vererek geçmenize yardımcı olur. Seminer ve konferanslarda düzenleme kurulunda yer alır. Hatırladığım kadarıyla okulda yapılan İktisat Kongresi bunlardan biri. Büyük hocalar gelmişti. Metin hoca için söyleyeceklerim biraz zor biter, şimdilik bu kadar yeter :)
Devamı yakında...
1. Güncelleme tarihi : 12.09.2013
2. Güncelleme tarihi : 23.09.2013
Çağdaş Şahinoğlu
Bir iktisatçı.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder