27 Ekim 2014 Pazartesi

Her Ayrılış Bir Vuslattır

Şaka gibi.

Sevdiğini kaybedersin de, bir boşluğa düşersin ya. Hani birkac günlüğüne bir yere gitmiş, bir yakınına gitmişte, yarın cıkıp gelecek sanırsın ve gelmediğinde, gelemediğinde gerceklerin suratına carpmasıyla afallarsın ya, işte tam olarak budur icinde bulunduğum durumun ozeti.

Halbuki toplanır sevenleri, sevmeyenleri, tanıdıkları, komşuları, akrabaları, en taneleri; anne, baba, kardeş ve can dostları. Ağlaşırlar. Cığlık cığlığa. Yürekler parcalanır feryatlarla. İnce bir yağmur yağar, icindeki acının verdiği anestezik hissiyatla dünyada başka hicbirşeye aldırmayanların üzerine. Sarılırlar son kez, o gitmeden, birbirlerine. Sanki O'na sarılırmışcasına. İc cekerler. Cekse de icine bütün atmosferi dolduramaz icini, sindiremez icindeki acıyı. Tahtaları birbirine yanaştırarak yaptıkları şekilli tahtalar grubu icinde, semaya doğru taşıma yarışına girerler. Kalabalık, O'na dokunmaya calışırcasına, sanki dokununca O'nu hissedecekmişcesine ozel bir gayrete tutuşur. İcinde, beyazlığa sarılmış, upuzun yatar. Son kez taşınır omuzlarda. Cıkarırlar tozlu tahtaların arasından, tüm beyazlığıyla, acıyan ellerle indirirler onlerindeki taze cukura. Birazdan O'nu tüm aclığıyla saracak ve O'na ebediyete kadar eşlik edecek topraktan bihaber, üstüne atmaya devam ederler. Kendi ellerimizle yakarız gemilerini, donüşü mümkün olmayan yolların...

Dualar yükselir bulutların arasından. Hakikattende bir yakınına gidiyor olacağından bihaber. Tüm kaybettiği sevdiklerinin O'nu karşılamak icin biraraya gelerek toplandığı bir yakınına gider. Onlar kucaklaştıkca yüreğimizdeki acı azalır, feryatlar sıradanlaşır, gozyaşları inzivaya cekilir...



Cuma oncesi
31.10.2014
Selimiye Kışlası

Kucak Gibi, Sanki Sıcak Gibi !

Bugün en cok sana ihtiyacım var Abla,

Nerdesin? Neden yamacına sokulacağım kadar yanımda değilsin? Neden dizine uzanacak kadar yanımda değilsin? Neden uzaktasın? Ya da uzakta mısın? Var mısın yok musun, onu bile bilmiyorum. Tam da zamanı değil miydi, şimdi yanımda olmanın. Hıckırıklarımı sayardın belki. Gozyaşım yanağımda kurumazdı belki, parmaklarının ucunu, avcunun icini ıslatırdı. Anılarımdaki tozlu maziyi paylaşırdık belki, dokunmaya kıyamadığım.

Bir Abim olsaydı. Kotü mü olurdu? Olmazdı muhakkak. Abiler cesurdur, baba gibidir, güvenilen dağdır, yıkılmazdır. Korkulur ondan. Cekinilir. Baba gibidir. Gitsen yanına, abi desen, boyle boyle desen boynun bükük, alır kolunun altına, sıkar seni "gececek oğlum" der. Ama Abla oyle mi? Sarar seni, sarmalar. Goğsüne yaslar başını, kokunu ceker icine, saclarını okşar... Kederine ortak, derdine derman olur. Belki alamaz derdini, kahrını, kederini. Ama cabalar. "Kuzum" der, gezerken parmakları seyrelmiş saclarının arasında. "Aşık mı olmuş benim kuzum" der. "Terketmez miymiş benim kuzum geleceğini" der. Der de der yani. Hislerini paylaşır. Efkarını paylaşır. Aklında dolaşan kara bulutları dağıtır. Yada aynı yağmurda ıslanır seninle. Şefkat yuvasıdır. Anne gibidir...

Ya da bir kız kardeşim olsaydı. Şoyle liseyi yeni bitirmek üzere. Fıldır fıldır. Yeni kuşakların atılgan temsilcilerinden. Gordüğü gibi anlasaydı sıkıntımı. Gozlerinin icine bile bakmadan. Başı goğsüne gelecek şekilde, belimden sarılsaydı, yerleşseydi koltukaltıma. Ben mutlu olayım diye şaklabanlıklar yapsaydı, sergileseydi şebeklik gosterisini. "Ben senin kücük aşkın değil miyim, ilk gozağrın değil miyim, yetmez miyim" deseydi. İlgi manyağı yapsaydı beni. Sırf bir an mutlu olayım diye. "Cayını tek sekerle mi icersin" deseydi. "Ya da kahvemi yapayım sana, ama bu sefer cikolatasız" deseydi. Gercekleri yüzüme carpsaydı, acıtsaydı...



8'i bucuk gece
23.10.2014
Selimiye Kışlası


26 Ekim 2014 Pazar

Fotoğraf

Dört tarafı çizgilerle belirlenmiş
Görünmez bir kutuda
Bir çift,
Ölümsüzleşiyorlar
Uzakların canı yanıyor...



Akşam üzeri
22.10.2014
Selimiye Kışlası

Son Nefes

Hatırlıyor musun,
"Bırakta seni hep iyi hatırlayayım." demiştin.
Sahi, beni hep iyi mi hatırlıyorsun?
Ya da hatırlıyor musun?
Aklına geliyor mu seni içime çekişlerim?
Bakışlarınla başımın dönüşlerini,
Kokunla doyuşlarımı,
Avuçlarımın içindeki yüzünü sanatmışçasına hayranlıkla izleyişimi,
Hatırlıyor musun?
Yavrusunu severek öldüren ayı iştahıyla severdim seni,
Seni bir gün öperken öldüreceğim diye korkmalarımı hatırlıyor musun?
Çayına şeker, kahvene çikolata olma çabalarımı,
Sürpriz yapacağım diye girdiğim rolleri,
Yüzünde bir an olsun tebessüm belirecek diye yaptığım şebeklikleri,
Hatırlıyor musun sahiden?
Sanki yakından yürütebilecekmiş gibi, uzaktan ilişki yürütemezdin
Aynı gökyüzünden, farklı şehirlerde nefes aldığımızda
Dengen bozulurdu, sarsılırdın, sarsılırdık.
Hatırlıyor musun?
Tartışırdık, yakıp dökmezdik, bağırmazdık sesimiz yükselse de
Beş dakika sürerdi, kollarımızın ayrılığı.
Alışmıştık, çok alışmıştık birbirimize hatırlıyor musun?
Alışmak,
İlişkinin başında iyi, 
İlişkinin sonunda "son" olurmuş, ilerde anlayacaktık.
Sen bana alışana kadar aylar boyu bekledim ben,
Alıştıktan sonra sen, kaçıp gittin geleceğimden.
Sanmıyorum ama,
Hatırlıyor musun?



4 suları
21.10.2014
Selimiye Kışlası













K-M Modeli

Babam,
Eğitim ve öğretime geç başlasa da, arada tökezlese de
Ege Üniversitesi'ni bitirmiş,
İktisatçı olmuş.
Mihriban'ıyla evlenmiş, aradaki 7 yılı kaale almadan.
Askerliğini İstanbul'da yapmış.
İkisini tutamadığı ellerinden kaçırırken,
İkisi gelmiş dünyaya,
Biri sarı, biri kara.
Kıskanmış eşini sağdan soldan, sabretmiş.
Çocuklarını çok sevmiş.
Kitapların kurdu olmuş,
Kendi kütüphanesinde yaşlanmış.
Yanında Miri Sultan, Bahar'ı, biricik oğlu Çağdaş.

Annem,
İlk öğreniminin 5. yılın içinde sonlandırılmasına aldırmadan,
Hayat boyu öğrenmenin peşini bırakmamış.
Lisans ihtisasını Ev Hanımlığı'ndan yaparken,
Ömür Boyu Eş bölümünden master,
Cennetlik Anne üzerine doktorasını yapmış.
Babam tarafından bir çok kez Fahri Profesör ilan edilmiş.
Eli maşalı, tersi pis,
Amma velakin eksik etmezmiş hiçbir zaman otuz iki dişini,
Işıldayan gözlerinin içini.
Kızarmış, bağırırmış, iki dakika sonra gelir enseden öpermiş.
Sarı kızım, sarım,
Kara oğlum, koçum diye sevmiş çocuklarını.
Vizeler hep O'nun onayından geçmiş
Evlatlarıyla yaşlanmış,
Yanında Vatandaş,
Uzağında Sarı kızı, Kara oğlu...


10 gibi
21.10.2014
Selimiye Kışlası








Anlayacaksın

Bir gün,
Sadece bir gün,
Anlayacaksın
Olmadığını
Olmayacağını
Zaten olduğunu
Ama anlamadığını
Olamayacağını
Göremeyeceğini
Olsa da,
Göremeyeceğini
Anlayamayacağını
Anlayacaksın
Elbet bir gün...



8'e doğru
20.10.2014
Selimiye Kışlası

Tabu

Benim için aşk,
Bir tabuysa
Bütün sahnelerde başrol,
Tek bir öznem var demekti.
Göze alamazdım, hayatından
Işıltısı giderek sönen yıldız gibi kaymayı
Bakarken gözlerinin içine
Söyleyemezdim adını
Seni seviyorum'un ertesinde
Adı üstüne,
Tabu.



11 suları
16.10.2014
Selimiye Kışlası