20 Nisan 2013 Cumartesi

Aslında sevebilir insan.

Aslında sevebilir insan, gözlerinde boğulmadan. 

Dokunmadan sevebilirsin mesela. Sarılmadan da sevebilirsin, kucaklamadan dünyasını. Sarıp sarmalamadan. Ne olmuş ki yani? Öpmeden de sevebilirsin, onun pamuk yanaklarından. Kılavuzu yoktur sevdanın. Şartı şurtu da yoktur. Sevebilirsin yani. İhtiyaç yok öyle şeylere. Koşullu sevgi mi olurmuş? Omzuna yatmadan da sevebilirsin hani. İlla ki yaslanmak zorundaysan, gölgesinde dinlenirken yaslandığın ağaçlar var. Koluna girmeden, elini tutmadan da pekâla sevilebilir. Dizinde yatmadan sevmek çok zor olmamalı. Gözlerinin içine bakıp Nazım'ın "Kadınım" şiirini okumadan da sevmek mümkün. Bulutlara adını yazmadan da. Yağmur altında onunla ıslanmadan da sevebilirsin. Gülüşlerini görmen şart mı sevmen için? Kahkahalarınız karışmadan da sevebilirsiniz, inan bana. Hatta duymadan sev. Haykırması mı lazım, sevildiğini delice? Ateşlendiğinde alnına koyduğu ıslak mendil olmadanda sevebilirsin emin ol. Senin galiba bana ihtiyacın var, geleyim ben en iyisi yanına demeden de. Yemeğini suyunu paylaşmadan da sevebilmeli insan. Şiddetli sevmeli insan, ama bağırmadan çağırmadan. Kırmadan dökmeden sevebilmeli. Yani kısacası, sevmek istiyorsan, seviyorsan koşullanma a dünya güzeli. Sev gitsin...

Haa, kokusu olmadan zor olur işte. Hele yağmur sonrası toprak kokusu gibi, fırından yeni çıkmış ekmeğin kokusu gibi, tan ağarırken güneşin saçtığı koku gibi bir kokusu varsa.

Aslında sevebilir insan, sevgiliye ihtiyaç duymadan.



02.39
20.04.2013
Çağdaş Şahinoğlu




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder