7 Temmuz 2014 Pazartesi

Veda Busesi

Ozge Debre,

Bir insan bu kadar anlayışlı olamaz. Bu kadar düşünceli olamaz. Saf ve temiz. Fedakar. İcinden geleni yaşayan, cekinmeyen, ne düşünürler diye düşünmeyen, olduğu gibi ve mutlu bir şekilde yaşayan biri. Başkasının mutluluğundan cok cabuk bir şekilde mutlu olmayı başarabilen ender değerde bir insan. Güzel insan. İlkokulda bana kalbin kadar temiz bir sayfa ayırdığın icin teşekkür ederim denilen kız vardı ya hani, işte o temiz kalbin sahibi Ozge Debre'dir.

Ramis Ceyhan,

Bak şimdi bilader. Sen hayatımın demirbaşısın. "Ben bittim" dediğimde kolumdan tutup kaldıran, "hayatım kaydı" dediğimde sarılıp benimle ağlayan adamsın. Sen beni ağlatmak zorunda kaldığın icin bana sarılıp ağlayan adamsın. Sen beni sırtımdan vurmadığın sürece, kardeşliğimize ihanet edersem kanımız kurusun, soyumuz yok olsun. Derdimi paylaşmanın otesinde, derdimi, yükümü üstümden alarak benim yerime de dertlenen adamsın. Adamsın en nihayetinde anlatabildim mi? Erkekler ağlamaz, adamlar ağlar. Sen benim hayatımdaki adamların başında geliyorsun. Oyle 50 yıllık dostluğumuz olmasına gerek yok. Kan kardeşi olmak icin bileklerini kesenlere inat, biz atarlardamızı kesip birbirine yapıştırmışız seninle! En güzel ağlanan adam! Bak yine ağlattın.

Burak Kaya,

2,5 yıl boyunca, evet tam 2,5 yıl boyunca. Okulumu, yurdumu, odamı, yatağımı, calışma masamı, notlarımı, sandalyemi, kıyafetlerimi, terliklerimi, ayakkabılarımı, futbol sahasını, toplantıları, yemeğimi değil lokmamı lokmamı, şekersiz cayımı, yanık türküleri, icilmeyen kadehleri paylaştık be kardeşim. Kardeşim benim. Sen Türk-Kürt kavgasındaki barış meşalesisin. Küfredemeyen adamsın. İyi yürekli, altın kalpli kardeşim. Senle neyi paylaşmadık ki. Uğraştıran sevgiliyi, pas vermeyen kızları, haberi olmadan uğruna aşık olduklarımızı, ailemizi, dertlerimizi, efkarlarımızı, uyurken düetlerimizi, yemek sıralarını paylaştık. Yan odadaki kavgayı paylaştık senle, her Spartaküs izlerken gokyüzünden gelen işaretleri paylaştık. Sonra ayrıldık seninle, ayrıldık dememe bakma şuan ki kadar koymamıştı. Yine beraberdik ama uyurken efsane uyuma şekilleri üretmeni goremez olduk artık. Yine toplantılarda, kongrelerde, surlarda, Yaşar Abi'de, Aşevinde, Telsiz mahallesinde, yaylada, ateş başında, deniz kenarında yine beraberdik. Direksiyon sınavını bile paylaştık.  Kaldı mı paylaşmadığımız birşey? Kaldı tabi kardeşim benim. Düğününde oynayacağım. "Bak oğlum benim erkek kardeşim yok ama, bu ilk amcan" diyeceğin kişi olacağım.

Burak Agaoğlu,

Ben ayrılırken sarılıp ağlamaya alışkın değilim ki, niye alıştırıyorsun adamı. Zaten bircok şeye alıştırmadın mı? Yeter bu kadarı, fazlası zarar. "Bazen cok dürüstsün" diyerek, aslında her zaman "ne kadar da dürüst olmam gerektiği" inancına beni daha da fazla aşık ettin. 26 yaşına kadar hayatımda bircok badire atlattım, gecelerce ağladım, yıkıldım, mahvoldum, kahroldum. Cok cenaze gordüm. Dedemi, amcamı, yengemi, kuzenimi, babaannemi. En sevdiklerimizin cenazesini gordüm. Depresyona girdim, kimsesiz kaldım 1 milyon kişinin yaşadığı coğrafyada. Ama hepsinden beter, hayatımın en boktan günlerini gecirdiğim zaman tuttum kolumdan, koltuk altımdan yakaladın beni. Ben kendimi bıraktım, sen bedenime sarıldın cıkardın yukarıya. Ben boka battım sen temizledin. Nefes alamıyordum, nefes oldun. Yürüyemiyordum, tekerlekli sandalyem oldun. Ayakta duramıyordum, yaslandığım duvar oldun. Uyku girmezken gozüme, benim icin oturdun rüya hazırladın. Kısık hayallerle pişirdin rüyalarımı, 5 su bardağı umut, 2 yemek kaşığı huzur koydun icine. Sos hazırlamayı seversin sen, sunum yapmayı filan. Az da sevinc serptin üstüne. Karıştırdın iyice. Yeniden yeşeren kurak topraklarıma ciftci oldun. Nadasa bırakmadın beni. Ben bunu unutmam!

Mert Ergozen,

Türk sanat müziği duyduğunuzda aklınıza arkadaşlarınız gelir mi? Yada uzakta olan aileniz? Benim sadece bir kişi gelir. Mert Ergozen. Her Türk sanat müziği duyduğumda onunla beraber icmek istediğim adam. Ama hic icmediğimiz adam. İcmeyiz oyle her istedik diye. Saygımızdan, günah olduğundan filan değil. Biz oyleyiz, efkarlanırız, icelim lan deriz, icmeyiz. Zira efkarın saflığı orda. Hic unutmuyorum, denetime hazırlanırken beni yalnız bırakmayışını. Ancak sabaha kadar tam sürat calışarak yetiştirilecek iş varken nasıl elektrikler gider ki? Değil mi Hacı abi? Hayır nasıl cenabetsek artık. Kasayı alıp eve gidelim, icinde hazine var resmen nasıl alıp gidelim. Bu yüzlerce anımızdan sadece biri. Genel kuruldan sonra sizin terasta yaptığımız mangal gibi meditasyon, cok azdır dünyada. Yekta teyzemin yemekleri, sen beni davet ettiğinde daha bir güzeldi. "Sacmalama" sozcüğünün sende dile pelesenk ünlü oyuncu repliği oluşu, unutulmayacaklar arasında. Üstüne yattığın projeler, calışmalar, üşengecliğin ve "Taaabi laaaa" deyişlerin de unutulmayacak. Ve her Türk sanat müziği duyduğumda aklıma sen geleceksin güzel adam, şuan olduğu gibi.



18.59
07.07.2014
Çağdaş Şahinoğlu








Hiç yorum yok:

Yorum Gönder